TİFLİS

TİFLİS, KAFKASYA’NIN KADİM ŞEHRİ

Gürcistan’ın başkenti Tiflis (Eng. Tbilisi), efsanelere göre Kral Vakhtang Gorgasali tarafından 5.yüzyılda Trialeti dağı eteklerinde kurulan tarihi bir şehir. 1801 – 1917 yılları arasındaki Rusya idaresi sırasında Kafkaslar bölge yönetim merkezi olarak kullanılmış.

Bonus: 1918 yılında çok kısa ömürlü olan Transkafkasya Demokratik Federal Cumhuriyeti, 1918 – 1921 arası Demokratik Gürcistan Cumhuriyeti, 1921’den 1991’e kadar Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti, 1922 – 1936 arası ise Transkafkasya Sosyalist Federal Sovyet Cumhuriyeti’nin başkenti olmuş.

Muhteşem bir Avrupa Old Town görünümüne sahip olan Tiflis’i gezerken Orta Çağ, klasik ve Sovyet mimarilerinin karışımı ruhunuzu büyüleyebilir. Tarih boyunca çeşitli kültür, etnik köken ve dinden insanları barındıran kentte Doğu Ortodoks Hristiyan kültürü hakim. Bugüne dek 29 kez yıkılıp yeniden kurulan şehir, Asya ve Avrupa arasında antik bir kavşak. Dar dolambaçlı sokakları, ihtişamlı dini yapıları, eskimiş, yamulmuş bahçeli ve cumbalı ahşap evleriyle kesinlikle görülmesi gereken bir yer. 

Tiflis eski şehirin metekhi kilisesinden panaromik görünümü
Old Tbilisi

Efsaneye göre Tiflis, MÖ 5. yüzyılda ormanlarla kaplı bir yerdmiş. Bir gün Kral Vahtang Gorgasal ava çıkar. Aralıksız uçan bir sülünün peşine eğitilmiş atmacasını salar. Aradan zaman geçer; ne atmaca ne de sülün görünürde yoktur. Onlara aramaya başlarlar ve kısa zaman sonra ikisini de sıcak suya düşmüş olarak bulurlar. Kral orayı çok beğenir ve bir kent kurmalarını buyurur. Kente, orada bulunan tbili (ılık) sudan dolayı Tbilisi adı verilir.

Şehri bölen nehire Azeriler “Kür”, Kürtler “Kur”, Gürcüler “Mtkvari” ve biz “Kura” demişiz. İsminin dünyada böyle tescillenmiş olmasında XIX. yy’da Rus ve Batılı haritacıların yaptıkları haritada ismi “Kura” olarak adlandırmasının etkisi büyük. Batılılar, Avrupa ile Asya arasında sınır olarak görmüşler bu nehri. Adını Pers İmparatorluğu’nun kurucusu Büyük Kyros’tan (MÖ 590-529) almış. Kyros, Persçe Kuraş’ın (Güneşe benzeyen) grekleştirilmiş haliymiş.

TİFLİS TARİHİ

Arkeolojik araştırmalar Tiflis’in MÖ 4. yüzyılda yerleşme alanı olduğunu gösteriyor. Ancak yazılı kaynaklar Tiflis’e ilk yerleşimin 4. yüzyılın ikinci yarısında gerçekleştiği ve Kral Varaz-Bakur devrinde bir kale inşa edildiğini gösteriyor. Aynı yüzyılın sonunda İranlılar kaleyi ele geçirmişler. 5.yüzyılın ortalarında Kartli kralı kaleyi geri almış. 

Tiflis’i gerçekten imar eden kral Vahtang Gorgasa, başkenti Mtsheta’dan Tiflis’e taşıyamadan ölmüş. Vahteng Gorgasal’ın halefi Kral Ucarmeli I. Daçi (6. yüzyılın başları), başkenti Mtsheta’dan Tiflis’e taşımış. Ancak o tarihlerde Tiflis, birleşik Gürcü devletinin değil yalnızca Doğu Gürcistan’ın, Kartli denen krallığın başkentiymiş. Batı Gürcistan’ı kapsayan Kolheti, ayrı bir devletmiş. I. Daçi devrinde kentin kale inşası tamamlanmış ve kentin yeni sınırları ortaya çıkmış.

6. yüzyılda, Avrupa’ya bağlanan ticaret ve taşımacılık yolu üzerinde stratejik bir önem kazanmaya başlamış. Tiflis, yalnızca Kartli’nin stratejik öneme sahip başkenti değil, aynı zamanda Kafkasya’da, Avrupa ve Asya arasında merkezi bir konuma sahip olduğundan bütün Kafkasya’nın en önemli kentlerinden biriymiş. Bu yüzden kent; Bizans, İran, Arap ve Selçuklular arasındaki güç mücadelesinin ortasında kalmış. Tiflis’in kültürel gelişimi de bu duruma bağlı olarak şekillenmiş. Kent, 6. yüzyılın ikinci yarısı ile 10. yüzyılın sonlarına değin değişik güçler arasında el değiştirmiş.

853 yılında Arap komutan Buğa Türk, bir halifelik kurmak için kenti istila etmiş ve Arap egemenliği 1050 yılına değin sürmüş. 1068’de, bu kez Büyük Selçuklu sutlanı Alp Arslan kenti feth etmiş. Kral Kurucu Davit, 1122 yılında Tiflis kentine girerek kesin egemenliği sağlamış. Birleşik Gürcü devletinin yönetim merkezini Kutaisi’den Tiflis’e taşınmış ve Tiflis Gürcistan’ın başkenti olmuş. 

Gürcistan’ın altın çağını yaşadığı 12-13. yüzyılda Tiflis büyük gelişme göstermiş ve kentin nüfusu 80.000’e ulaşmış. Kent, kültür ve edebiyat merkezi haline gelmiş. Kraliçe Tamara (Gücünden dolayı Kral Tamar da deniyor.) devrinde ünlü şair Şota Rustaveli Tiflis’te çalışmalarını sürdürmüş ve büyük bir olasılıkla Kaplan Postlu Şövalye adlı meşhur destanını burada yazmış. Bu devirde, Gürcüstan’ın Rönesansı veya Altın Çağı olarak anılıyor.

Maalesef Tiflis’in “Altın Çağı” bir yüzyıl bile sürmemiş. 1236 yılında, Moğol istilasından sonra Gürcistan Moğol egemenliğine girmiş. Tiflis, hem siyasi hem de kültürel açıdan sonraki yüzyıl Moğol etkisi altında kalmış. 1320’lerde Moğollar ülkeden çıkarılmış. Ne var ki kent, 1366’da yeni bir yıkımla karşı karşıya kalmış. 14. yüzyıldan 18. yüzyılın sonlarına değin Tiflis, Timurlenk, Cihan Şah, Uzun Hasan, Ağa Muhammed Han tarafından yağmalanmış.

OSMANLI DA TEĞET GEÇMİŞ

1578‘de Çıldır Meydan Şavaşı’nda zafer kazandıktan sonra ileri harekatına devam eden Türk ordusu tarafından 24 Ağustos 1578‘de fethedilmiş. Fetihten hemen sonra Osmanlı Devleti tarafından Tiflis Eyaleti kurulmuş fakat idari paylaşımı İran ile 1590 yılında Ferhat Paşa Antlaşması’ndan sonra yapılmış. Yapılan düzenlemelere göre doğu ve batı Kartli ülkelerini de kapsayan Gori, Tumanis, Lori ve Tiflis olmak üzere dört sancak kurulmuş. Gori sancağında 36, Tiflis sancağında 16, Tumanıs sancağında 34 ve Lori sancağında 20 köy bulunmaktaymış.

1603‘te ordusunu modernize eden Şah I. Abbas yeniden başlayan saldırılarla Tiflis, İran ve Osmanlı arasına sürekli el değiştirmiş. Ancak 1632 yılında tekrar Osmanlı Devleti’ne bağlanan Tiflis yeniden eyalet olarak teşkilatlandırılmış ve Müslümanlığa dönmüş olan Rostom (Rüstem) Bey de kente vali olarak atanmış.

Bu yüzyılda bölgeyi ziyaret eden Evliya Çelebi, Tiflis’i camileri ve ulemasıyla bir Müslüman şehri olarak tanıtmış.”

Kartli ülkesi beylerinin İran’a bağlılıklarını sunmalarıyla 1711‘de Tiflis bölgesinde tekrar Safevi idaresi kurulmuş. XVII. yüzyılın başlarında Safevi Devleti’nin zayıf düşmesinden faydalanan Rusya 1723 yazında Hazar denizinin batı kıyılarını (Derbent ve Bakü) ele geçirmeye başlamış. Bu nedenle devletin doğu sınırlarını tehlikede gören Osmanlı Devleti de harekete geçerek bölgeye kuvvet göndermiş.Osmanlı ordusu Kartli ülkesinin büyük şehirleri Tiflis ve Gori’yi 9 Temmuz 1723‘te fethetmiş. Bölge yurtluk ve ocaklık olarak Kartli Beyi Vahtang’ın oğlu olup ihtida eden İbrahim’e verilmiş. Rusya ile Osmanlı Devleti arasında 1724 yılında Istanbul’da imzalanan antlaşmaya göre Kartli ve Kolheti bölgeleri, dolayısıyla Tiflis Osmanlı idaresine katılmış. 1732‘de İran’da iktidarı ele geçiren Nadir Şah Osmanlılar’a karşı başlattığı savaşların hemen başlangıcında Tiflis kentini de savaşsız teslim almış. Bu şekilde Tiflis’teki Osmanlı egemenliği kesin olarak sonlanmış.

RUSYA EGEMENLİĞİ

İran baskısından yılmış olan Kartli Kralı II. Erekle’nin İran’a karşı Rusya’dan yardım istemesi sonucunda Tiflis’te Rus hakimiyeti başlamış. 1801’de Rusya, Kartli ve Kolheti Krallıklarını kaldırmış ve Tiflis’i yönetim merkezi yapmış. 19. yüzyılın başlarında Avrupa tarzı yapılar, yeni yollar ve raylı ulaşım yolları inşa edilmeye başlanmış. Tiflis, Batum, Poti, Bakü ve Erivan Rusya’nın yönetimi altındaki Transkafkasya’nın en önemli kentleriymiş. 1850’lerde Tiflis, yeniden ticaret ve kültür merkezi haline gelmiş.

1917 Devrimi’nden sonra Tiflis, önce Transkafkasya Federasyonu’nun, ardından da bağımsız Gürcistan Demokratik Cumhuriyeti’nin başkenti olmuş.  1918’de çok kısa bir süre, Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan’nın oluşturduğu Transkafkasya Federasyonu’nun başkenti olan kent, 1918-1921 arasında bağımsız Gürcistan’ın başkenti olmuş.

25 Şubat 1921’de Kızıl Ordu kenti işgal etmiş ve ardından kent, Transkafkasya Federe Sovyet Cumhuriyeti’nin başkenti olmuş. 1936’da Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin başkenti olmuş ve bu devir 1991‘e kadar sürmüş. 1956, 1978 ve 1989 yıllarında Moskova yönetimine karşı Tiflis’te geniş çaplı gösteriler düzenlenmiş. 1956 ve 1989 gösterileri Moskova yönetimince kanlı bir biçimde bastırmış.

YENİDEN BAĞIMSIZ GÜRCİSTAN

Ülkenin tarihi zenginliğine vurgu yapan Gürcü bir sanatçı, “Gürcistan çok eskilere dayanan zenginliğini korumaya çalışıyor. Burası gerçekten tarih dolu. Öyle ki, bazen yolda gördüğünüz bir taş bile sayfalar dolusu kitaptan daha çok şey anlatabilir.” ifadesini kullanmış.

SSCB’nin dağılma sürecine başlamasının ardından, Gürcistan’da da 1990 yılında güçlü bir bağımsızlık hareketi başlamış. Bu süreç içinde Gürcistan Yüksek Sovyeti tarafından, 1921 Gürcistan-SSCB Anlaşması ile 1922 Birlik Anlaşması geçersiz ilan edilmiş ve 31 Mart 1991 tarihinde Gürcistan düzeyinde referanduma gidilerek bağımsızlık yetkisi alınmış. 28 Nisan 1991‘de, Gürcistan Parlamentosu Gürcistan’ın bağımsızlığını ilan etmiş.