Batum

BATUM'UN KISA TARİHİ

Batum’un eski Yunan kolonisi olarak Batis adıyla kurulduğunu rivayet ediliyor. İlkçağda Pers İmparatorluğu’nun egemenliği altında Bathys adıyla bir liman şehri kurulmuş. Sonrasında Pontos Krallığı ve Romalıların eline geçmiş (M.Ö.63). Romalılar burayı elverişli limanı sayeside lojistik üssü olarak kullanmışlar. VI. yüzyılda Bizans’ın eline geçen Batum, Laz Krallığı’nın idaresine verilmiş. 10’uncu yüzyılda Gürcistan Birleşik Krallığı’na bağlanmış. 13’üncü yüzyılda ise Moğol, Arap ve Gürcüler arasında sürekli el değiştirmiş.

 

Batumi_Old_Photo_Childern

1564 yılında Kanuni Sultan Süleyman döneminde Osmanlılar tarafından fethedilmiş. Lazistan Sancağı’nın merkezi olmuş. 1830‘da Trabzon’a atanan geçici Fransız Konsolosu Victor Fontainer, Batum limanının demirleme için mükemmelliğinden ve tehlikeli rüzgarlara karşı dayanıklılığından dolayı Karadeniz’in en iyi limanı olduğunu bildirmiş.

314 senelik Osmanlı egemenliğinden sonra, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda Rusya tarafından işgal edilmiş. (Osmanlı-Rusya savaşında Rusya bayrağı altında savaşan Gürcülerin sayısı 30 binden fazlaymış.3 Mart 1878 günü, imzalanan Berlin Antlaşması’na göre; Osmanlı’nın savaş tazminatı olarak 410 Milyon ruble ödemesine karar verilmiş ama Osmanlı o dönemde tazminatı ödeyecek maddi güce sahip olmadığı için bazı topraklarını Rusya’ya bırakmak zorunda kalmış. 

Bu topraklar arasında Kola-Artaani (Göle-Ardahan)Şavşet-İmerkhevi (Şavşat-İmerkhevi)Artanuci (Ardanuç)Oltisi (Oltu/Erzurum)Maçakheli, Lazistan’ın bir kısmı ve Acara da varmış.

Rusların elinde olan Batum, 1883’te Batum-Tiflis-Bakü demiryolunun inşasıyla gelişmeye başlamış. 1900 yılında Bakü-Batum petrol boru hattının döşenmesiyle de Rusya’nın Karadeniz’deki en önemli petrol iskelesi haline gelmiş. 

Bonus: Rus idari sistemine göre Batumis Olki yani Batum İli kurulmuş ve okrug denen üç alt idari birime ayrılmış: Batum, Artvin ve Acara. İngilizler Berlin Kongresinde bu şehrin porto-franko yani serbest liman kenti olarak açıklanmasını istemişler ve kabul de ettirmişler. Bu dönemde Batum önemli ölçüde büyümüş ve Avrupa şehirleri görünümüne kavuşmuş. Ancak, yerel halkın sosyal durumu ağırlaşmış. Milli üretim Avrupa malları ile rekabet edememiş ve ortaya çıkan kaçakçılık, rüşvet ve başka sorunların getirdiği olumsuzluklar, halkın Osmanlı ülkesine göç etmesinin, yani muhacirliğin önünü açmış. Batum’un serbest liman statüsü 1886 yılında iptal edilmiş. 

I. Dünya Savaşı sonrasında Bolşevikler ile ateşkes imzalanmış ve 3 Mart 1918‘de imzalanan Brest-Litovsk Antlaşması uyarınca Elviye-i Selase (Batum, Kars, Ardahan) Osmanlı Devleti’ne geri verilmiş. Osmanlı Devleti, bölgeyi (Erzincan, Aşkale, Erzurum, Ardahan, Sarıkamış, Kağızman, Batum ve Kars) çekilirken Rus Kafkas Ordusu’nun silahlandırdığı Ermeni çetelerinden temizlemiş.

Bonus: Elviye-i Selase halkının kendi kaderini tayin edebilmesi için plesibite müracaat edilmiş. 14 Temmuz 1918’de yapılan oylamada 160 hayır oyuna karşın 2.669 evet oyu ile Osmanlı Devleti’ne ilhak kararı alınmıştır. Bu dönemde Cemiyetler Kanunu’nun “Kavmiyet, cinsiyet esası ve ünvanları ile siyasi cemiyetler teşkili yasaktır.” konulu 4. maddesine dayanarak Rusların dil, kültür, özlük ve kamu haklarını korumayı amaçlayan Batum Rus Milli Derneği de kapatılmıştır.

I. Dünya savaşının kaybedileceği anlaşılınca Brest-Litovsk sınırlarının doğusunda kalan topraklar boşaltılmış. Mondros Mütarekesi uyarınca İngilizler, Türk ordusunun geri çekildiği bölgeyi yeterli görmeyip verdiği nota ile Osmanlı Devleti’nin Elviye-i Selase’yi de boşaltmasını istemiş. 

2 yıl boyunca bölgeyi elinde tutan İngilizler, Elviye-i Selase’yi Ermenistan’a katmak için Ermeni göçmenleri bölgeye getirtmiş. İngilizlerin desteğini arkasına alan Ermeni çeteleri Türk köylerini yağmalayıp, halkı katletmiş. Kalanları da göçe zorlamak için ödemesi güç vergiler getirmiş.

Bonus: Ermeniler, sadece Türkleri değil Rumları da bölgeden uzaklaştırmak istemişler. Aralık 1919’da 623 Rum Yunanistan’a; 400 Türk ise Azerbaycan’a göç etmiş.

Kazım Paşa tarafından 28 Eylül 1920‘de yapılan II. Doğu Harekatı ve neticesinde yapılan Gümrü Antlaşması ile Kars, Kağızman, Sarıkamış ve Iğdır Türkiye topraklarına katılmış. 

Batum ise İngilizler bölgeyi terk ederken Gürcistan’a bırakılmış. Misak-ı Milli sınırları içerisinde sayıldığı için, I. Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Batum’u temsil eden adet (Akif Sümer, Ahmet Fevzi Erdem, Ali Rıza Acara, İmamzade Edip Dinç ve Hahutzade Ahmet Nuri Efendi) vekili varmış.

Demokratik Gürcistan Cumhuriyeti sınırları içinde kalan Artvin, Ardahan ve Batum 7 Mart 1921‘de geri alınmış. Fakat 16 Mart 1921 tarihinde imzalanan Moskova Antlaşması gereğince Bolşevik ordularının ele geçirdiği Gürcistan’a bırakılmış. Kent, 16 Temmuz 1921‘de kurulan Acara Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin merkezi olmuş.

Moskova Antlaşması’nın teyidini sağlayan Kars Antlaşmasıyla Sovyet Gürcistanı’na bırakılması onanmış. Yapılan antlaşmaya göre Acaristan Özerk Cumhuriyeti’nin özerkliği hala Türkiye Cumhuriyeti’nin garantörlüğü altında.

Bonus: Batum (Acaristan) Rusya’ya verilirken bazı kurallara uyma zorunluluğu ile bırakılmış. En önemli maddelerden biri: Batum (Acaristan) sınırları içindeki halkın etnik kimliğine, dini kimliğine kesinlikle müdahale edilmeyeceğidir. Bu kurallara uyulmaması halinde Türkiye Cumhuriyeti Devletinin müdahale hakkı bulunmaktadır.

Günümüzde Katolik, Ortodoks, Müslüman, Yahudi, Apostolik Ermeniler gibi çeşitli inançların bulunduğu 180 Bin nüfuslu Batum, Gürcü, Azeri, Ermeni, Rus, Acar ve diğer etnik gruplardan oluşan zengin bir kültür mozaiğine de ev sahipliği yapıyor:)