Şehirler de insanlar gibi katman katmandır; yaşadığı olaylardan, dönemlerden izler taşır. Batum Sokakları da katman katman. Eğer şansınız varsa size geçmişten bahsetmeye istekli bir kaç kişiyle yolunuz kesişir ya da benim gibi şehri karış karış gezip izleri kendiniz keşfedersiniz.
Batum hakkında detaylı bilgi ve gezi günlükleri için Batum sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Gün, Batum’um yeşil tepelerinin arkasından ağarmaya başlıyor; yorgun kalkıyor şehir, aheste aheste hazırlanıyor. Denize paralel geniş sokaları, bakımlı parkları, Avrupa benzeri meydanları ve göze çarpan heykelleriyle karşılıyor konuklarını. Yaşından erken çökmüş, görmüş geçirmiş bir kadın gibi. Hiç bir şeye heyecanlanmıyor. Zaman yavaş akıyor.


Tarihe karşı yenik düşmüş. Eeee tabi kolay değil, Roma’sıyla, Bizans’ıyla, Osmanlı’sıyla, Rus’uyla, Soyvet’iyle uğraşmak! Laz’ına, Türk’üne, Gürcü’süne, Rus’una, Ermeni’sine ve daha nicesine kucak açmak. Her şeyin üstesinden gelmiş de şu iki dönemin izlerini silememiş: Çarlık ve Sovyet Dönemi.
Zamanında iki görüşün insanı (Çarlık ve Sovyet) bir araya gelmezken, iki görüşe ait yapıları aynı sokakta yan yana dizmiş. Zaman en büyük yardımcısı olmuş.

Her dönemin insanı gibi, her dönemin şehriymiş. Başa geçen her yönetimin gözdesi olmuş. Yanlış anlamayın, kara kaşına kara gözüne değil! Elverişli limanı ve iklimi sayesinde.

Önce komşusu Azerbaycan’da çıkarılan petrolü taşımak için limana kadar demiryolu döşenmiş. Sonrasında bolluk bereket zamanları başlamış, yediği önünde yemediği arkasındaymış. Büyümüş, nüfusu artmış.
Çarlık çökmüş, Bolşevikler Menşeviklere baskın gelmiş. Türkiye Cumhuriyeti doğu sınırını çizmiş; Kars Antlaşması gereğince Batum’u Gürcistan’a bırakmış ama gözüm üzerinde demeyi de ihmal etmemiş. İşte bu gelgitler arasında var olmuş bir şehir, Batum. O yüzden tezatlıklarını, eksikliklerini mazur görün.
Batum sokaklarında dair benim gözüme takılanlar için buyrun:)



















