Geldik Tiflis’teki 3.günümüze:) Tiflis’i gezmek için yeterli zamanınız varsa hazırladığım Tiflis Seyahat Rehberi size yardımcı olabilir:) Eğer Tiflis Gezi Rehberi 1. Gün: Tiflis Kazan Ben Kepçe ve Tiflis Gezi Rehberi 2.Gün: Tiflis Sandığınızdan Büyük yazılarımı okumadıysanız, buyrun:)
ÖZGÜRLÜK MEYDANI (FREEDOM SQUARE / TAVISUPLEBA)

Tiflis’in en meşhur meydanı. Eski ismiyle Erivan Meydanı; Sovyetler Birliği döneminde sırasıyla “Beria Meydanı” ve daha sonra “Lenin Meydanı” olarak anılmaya başlanmış. Gürcü Cumhuriyetinin kuruluşuyla Özgürlük Meydanı olarak ismi değiştirilmiş. 2005 yılında bu meydanda, George Bush ile Saakashvili, II. Dünya Savaşı’nın bitmesinin 60. yılına dair yaptıkları konuşmada 100 Bin kişiye bu meydanda hitap etmişler. Bir çok caddeden ulaşılan meydanda Aziz George’un heykeli olan büyük bir anıt bulunuyor.
Bonus: AZİZ GEORGE Hristiyan dünyasında ikonik bir figür olan Aziz George’un Ejderha ile mücadelesini anlatan hikaye Avrupa’ya aslında Ortadoğu üzerinden gelmiş. Romalı bir asker olan George bugünkü Türkiye toprakları üzerinde Roma İmparatorluğu’nun olduğu bölgede yaşamıştır. Sonradan sürülüp işkence edilip öldürülmesi üzerine Aziz ünvanı almış. Aziz george ve Ejderha hikayesi aslında George’un zamanında Kapadokya bölgesinin Hristiyanlaşmasının hikayesidir.
Efsaneye göre kırsal bölgedeki bir şehirde bir ejderha varmış. Şehrin insanları ejderhaya her gün koyunlar kurban ederek kendilerini ondan korumaktadır. Fakat koyunları tükenince sıra kura ile şehirdeki insanları ejderhaya kurban etmeye gelir. Kralın kızına sıra geldiğinde kral itiraz etse de halkın baskısı ile prenses kurban edilmek üzere ejderdaya sunulur. O sırada çevreden geçen George ejderha ile mücadele eder, prensesi kurtarır ve ejderhayı yakalayarak şehre getirir. Halka Hristiyanlığı kabul etmeleri durumunda ejderhayı öldüreceğini ve onları kurtaracağını söyler, öyle de olur.
Bu alegorik hikayede ejderha Şeytan’ı ve dinsizliği temsil eder; bu yüzden George ejderhayı öldürerek şeytanı yenmiştir. Prenses ise Hristiyanlığı kabul eden “kurtarılmış” bölge halkını sembolize eder. Bir çok sanatçı tarafından resmedilmiş efsane.



RUSTAVELLİ CADDESİ
Rustavelli Caddesi , Özgürlük Meydanı’nda başlayıp 1.5 km boyunca uzanıyor. Üzerinde veya yakınında bulunan hükümet, kamu, kültürel binalar ve ünlü markalar (Eski Gürcistan Parlamento binası, Gürcistan Ulusal Opera Tiyatrosu, Rustaveli Devlet Akademik Tiyatrosu, Gürcü Bilimler Akademisi, Kashveti Kilisesi, Gürcü Güzel Sanatlar Müzesi, Gürcistan Simon Janashia Müzesi, …) sayesinde Tiflis’in ana caddesi olarak kabul ediliyor.

Adını Kraliçe Tamara döneminde yaşamış Gürcü şair Şota Rustavelli’den alıyor. Trafiği bölmemek için çok fazla trafik ışığı konumlandırılmayıp yaya trafiğinin alt geçitlerden yapılması planlanmış. Tiflis’te yılbaşı süslemelerinin en yoğun olduğu yer aynı zamanda:)
Bonus: 9 Nisan 1989’da 10 Binlerce Gürcü, Gürcistan’ın bağımsızlığı için Rustavelli Caddesi’nde bulunan hükümet binasının önünde toplanmış. Direniş açlık grevini içeriyormuş ama barışçılmış.
Talepler Gürcü Komünist Partisi I. Sekreteri tarafından Sovyet İç İşleri Bakanlığı’na gönderilmiş. Bunun üzerine Kol General Igor Radionov komutasındaki bir birlik gönderilmiş. Müdahaleden saatler önce, Gürcü Ortodoks Kilise kalabalığa alanı terk etmeleri için yalvarmış ama direnişçiler reddetmiş. 9 Nisan sabah saat 04:00’ten dakikalar önce Radionov askerlerine alanı tüm yolları kullanarak temizlemesini emretmiş. Birliğin açtığı ateşte 21 kişi ölmüş, yüzlerce kişi yaralanmış.
Bu olay 9 Nisan Trajedisi, Tiflis Katliamı veya Tiflis Trajedisi olarak anılıyor. 9 Nisan şu an Tiflis’te Ulusal birlik Günü olarak kutlanıyor.
TİFLİS OPERA VE BALESİ (TBILISI IMPERIAL THEATER)
1851’de kurulan Tiflis Operası, Gürcistan’ın ana operası olup Doğu Avrupa’daki en eski kuruluşlardan biri. Tiyatro, 1896’dan bu yana Baltık-Alman kökenli mimar Victor Johann Gottlieb Schröter tarafından egzotik neo-Mağribi tarzında tasarlanan bir yapıda hizmet veriyor.

Süslemeleri ve tarzıyla oryantal olmasına rağmen, binanın yerleşimi, fuaye ve ana salonu tipik bir Avrupa opera binasını andırıyor. Kuruluşundan bu yana, tiyatro birkaç yangında zarar görmüş. Sovyet ve Gürcü yönetimleri altında büyük yenileme çalışmaları yapılmış. En son restorasyon çalışması Gürcü İş Vakfı tarafından finanse (40 M ABD Dolarına mal oldu) edilmiş ve 6 yıl süren bir çalışma ile Ocak 2016’da bitmiş.
Gelmişken operaya ya da bale gösterisine gideyim derseniz; etkilik takvimine buradan ulaşabilirsiniz, biletlerinizi ise buradan temin edebilirsiniz:)
Ben, Uyuyan Güzeli İzledim. Çok başarılıydı, tavsiye ederim:) Giyim kuşam konusunda da birazcık şık olmanız bekleniyor, benden söylemesi.




KACHUETI KİLİSESİ (KASHVETI CHURCH)
1904 – 1910 yılları arasında mimar Leopold Bilfeldt tarafından ortaçağ Samtavisi Katedraline dayanan bir tasarımla yapılmış. İnşaatı Gürcü soyluları ve burjuvaları finanse etmiş. Amilakhvari ailesinin isteği üzerine hasarlı bir kilisenin yerine taştan inşa edilmiş. Kashveti’nin freskleri 1947’de ünlü Gürcü sanatçı Lado Gudiashvili tarafından yapılmış. Adını Mama Daviti efsanesinden almış.




TİFLİS SANAT MÜZESİ (SHALVA AMIRANASHVILI MUSEUM of FINE ARTS)
Gürcü Milli Müzesi’nin şemsiyesi altındaki 13 müzeden biridir. Yaklaşık 140.000 Gürcü, Oryantal, Rus ve diğer Avrupa sanat eserine sergileniyor.




Bonus: Tamada, Gürcü sofralarında kadeh kaldırma sırasında söz söyleyen ve sofrada geleneksel kurallara uyulmasını sağlayan ulu kişi (toastmaster). Entelektüel, güzel söz söyleme yeteneği olan, şarap içmeye dayanıklı ve otorite sahibi kişiler arasından seçilir. Ev sahibi veya yemeği veren kişi ya tamada olur ya da tamadayı seçer ve sonra kendisi de onun belirlediği kurallara uyar.
Önünde oturduğum yağlı resimde masanın başındaki kaytan bıyıklı ve heykel tamadayı simgeliyor. Gürcülerde sofra kutsal. Bu yüzden en lezzetli yemeklerle donatılır ve hemen kalkılmaz, uzun uzun konuşulur. Tamada sırasıyla herkese, geleceğe, bugüne ve geçmişe kadeh kaldırır
MAMA DAVITI KİLİSESİ (MTATSMINDA PANTHEON)
Kilise, 6. yy’da Gürcistan’da Hristiyanlığın yayılmasına yardım eden ve bugün kilisenin bulunduğu arazide küçük bir mağarada yaşayan Suriyeli bir papaz olan St. Davit Gareji’nin adı verilmiştir. Mama Daviti Kilisesi’nin bahçesindeki anıt mezarlıkta Gürcü tarihinin en önemli yazar, sanatçı, milli kahramanlarının mezarları bulunuyor. Burada ebedi istirahatte olanlara buradan erişebilirsiniz:)




Bonus: Efsaneye göre o zamanlar Tiflis farklı bir çok baskın dinin kontrolü altındaymış. Bu yüzden Mama Daviti’nin Hz. İsa için yaptığı duaları kimse umursamamış ve kadının tekini hamile bırakmakla suçlanmış. Buna karşılık Mama Daviti, bir mucize yaratarak kadının karnındaki bebeğe babasının ismini söylettirmiş. Sonrasında ise kadın bebek yerine taş doğurmuş. Bu yüzden kilisenin olduğu yer efsanenin geçtiği yer olarak biliniyor ve “Kashveti” yani (Gürcüce kva “taş” ve shva “doğurmak” demek.) “Taş Doğurmak” deniliyor. Bu beyaz kilise diğer tüm kiliselerden görünüş itibariyle farklı; sadece beyaz taşlarla inşa edilmiş.
Tabi efsane burada bitmiyor, 2. perde de Baba David, hüsrana uğrayan kadına üzülmüş ve onun için dua etmiş. Kısa süre sonra yaşadığı yerde doğal kaynak ortaya çıkmış. İnsanlar bu kaynağa “David’in Gözyaşları” diyor. Birçok kişi kiliseyi ziyarete gelip iyileşecekleri veya daha sağlıklı olacakları inancıyla bu suyu içiyor:)
Tiflis’i tepeden izlemek için sessiz ve güzel bir mekan:)
MTATSIMINDA PARKI
Harika Tiflis manzarasına bakan Mtatsminda Dağı’nın zirvesinde yer alan parkta karuseller, su kaydırakları, roller-coaster, füniküler ve şehrin kenarında muhteşem bir manzara sunan büyük bir dönme dolap (ki bileneler bilir çok sever çok korkarım) var. Parka çıkarken hediyelik eşya satan dükkanlara da göz atabilirsiniz:)

TİFLİS BİT PAZARI (FLEA MARKET)

Dry Bridge, Tiflis’in merkezinde, eski ve antika şeyleri sevenler için mükemmel bir bit pazarı. Bazıları yerel, bazıları Sovyet, bazıları ise yurtdışından antikalar, mücevherler, eski kitaplar, haritalar, iğneler, rozetler satışa sunuluyor. Pazarın adı, nehrin üzerindeki köprüden geliyor. Bit Pazarı, havanın güzel olması halinde her gün 10: 00-17: 00 arasında açılıyor. Hafta sonları daha fazla satıcı ve daha fazla turist olduğundan daha renkli:) Fiyatlar pazarlığa açık, ancak turistler için özellikle yüksek fiyatlara dikkat etmekte fayda var:)
Ben her gidişimde bir şeyler alıyorum. Bu zamana kadar: Bir garmon, 4 adet Yugoslavya yapımı kristal bardak, gümüş küpe ve broş, bir sovyet kalpağı ve bir Volgograd zafer madalyası:)





SERGEI PARAJANOV HEYKELİ
Eski Tiflis’te gezerken saklı bir köşede hapisanedeyken gazoz kapağından bile harika ürünler çıkaran hayal gücü gökyüzü kadar geniş olan bir adamı uçarken görebilirsiniz. Bu şahsı muhterem geleneksel sinemanın en büyük üstatlarından biri olup başka dünyanın insanıdır. Filmlerinde genellikle lirik, egzotik, oryantal bir üslup sezilir ve folklorik ögelere fazlaca yer verilir. Kafkasların, Moldova ve Ukrayna’nın halk hikayelerini beyaz perdeye aktarmıştır.


Görsel açıdan büyüleyici bir sinematografiye sahiptir. İzleyeni kır hayatına ve doğallığa imrendiren filmlerinde çok az diyaloga yer verir. Medeniyete ve evrensel sinemaya karşı mesafelidir. Ustanın sinema anlayışını özetleyen şu sözünü dikkate almakta fayda var: “en iyi film, sağır ve dilsiz kişiler için yapılan filmdir. çok fazla konuşuyoruz, çok fazla kelime var. benim niyetim, konuşmanın ötesine geçen saf güzelliği bulabilmektir.”

Bonus: Pirinç heykellerin burunları ve ayakları okşanarak dilek dilenirse gerçek olacağına inanılır. Bu yüzden heykellerin burunları ayakları diğer parçalara oranla daha parlaktır:)
MZIURI PARK

Vake semtinde bulunan Mziuri Park, Tiflis’teki en canlı, en büyüleyici ve huzurlu dinlenme yerlerinden biri. Ünlü Gürcü yazar Nodar Dumbadze, Tiflis’te çocuklar için büyük bir şehir yaratmak istediğinden 1982 yılında parkın yapımını başlatmış. Parkın girişinde, her Gürcü’nün sevdiği ve hayran olduğu ünlü karakterlerinin heykelleri bulunuyor. Mziuri halka eğitici ve eğlenceli etkinlikler sunmak için içinde bulunan kafe yeniden inşa edilerek daha sosyal bir hale getirilmiş. Hatta görme engeli olanlara braille menü sunan tek kafe olduğunu belirtmekte fayda var:)
VAKE/CHAVCHAVADZE/ABASHIDZE BÖLGESİ
Zengin semti olarak geçiyor. Lüks dükkanlar, lokantalar ve barlar var. Güzel parklar, on dokuzuncu yüzyıldan kalma mimari, lüks dükkanlar, lokanta ve barlar var. Vake Park: 1946 yılında açılan park, özellikle güzel havalarda yerel halkın buluşma noktalarından biri. Çocuklu aileler, çimlere yayılmak isteyenler ve yürüyüş severler için ideal bir yer.
ETNOGRAFYA MÜZESİ (OPEN AIR MUSEUM OF ETHNOGRAPHY)
Ülkenin çeşitli bölgelerinden halk mimarisi ve el işi örnekleri sergileyen bir açık hava müzesi. 27 Nisan 1966‘da müzeyi kurulan müze, Gürcistan’ın tüm alt bölgelerinden buraya taşınan binaların doldurduğu tarihi bir köy. Müze yaklaşık 70 bina ve sergilenen 8.000‘den fazla öğe ile 52 hektarlık bir alanı kaplıyor. Müze, her biri Gürcü etnolojisinin farklı bir yönünü gösteren on bölgeye ayrılmış. Tiflis seyahatim sırasında benim çok beğendiğim yerlerden biri:) Keşke Türkiye’de de olsa dedim.


Müzede, Doğu Gürcistan’dan gelen geleneksel darbazi tipi ve fiat çatılı taş evler; Batı Gürcistan’dan üçgen biçimli çatılı ya da ahşap bordürlü evler; Khevsureti, Pshavi ve Svaneti’nin dağlık bölgelerinden gözetleme kuleleri; Megrelian ve Imeretian’dan darı ambarları; Kakhetian şarap imalathaneleri (marani) ve Kartlian su değirmenlerinin yanı sıra, örgü çerçeveler, kıyafetler, halılar, seramikler ve mobilya gibi geleneksel ev eşyaları sergileniyor.
Ayrıca Tianeti’den erken bir Hristiyan “Sioni” bazilikası ve lahitli 6.-7. yüzyıl aile mezar kubbesi de var. Müze, 2004’ten bu yana, halk kültür festivali Art-Gene’ye de ev sahipliği yapıyor. Müze Pazartesileri kapalı olup diğer günler 10:00 – 18:00 arası ziyarete açık.
KAPLUMBAĞA GÖLÜ (KUS TBA)
Kaplumbağaların bol olması nedeniyle bu ismi gölde deniz bisikleti kiralanıyor ve yüzülebiliyor. Dağ ve şehir manzaralı gölün çevresinde büfe ve lokantalar var. Tiflisliler bu göle kafa dinlemeye gelirmiş. Çıkış için kullanılan teleferik Vake Parkın oradan kalkıyor:)

SAMEBA KATEDRALI (HOLY TRINITY CATHEDRAL of TBILISI)
1995-2004 yılları arasında inşa edilen, dünyanın en yüksek (101 m) üçüncü Doğu Ortodoks katedrali ve toplam alana göre dünyanın en büyük dini yapılarından biri. Tiflis seyahatiniz sırasında Sameba Katedralini şehrin bir çok yerinden rahatlıkla görebilirsiniz.
Sameba, Gürcü kilise mimarisinin tarihin çeşitli aşamalarında egemen olan geleneksel stillerin bir sentezi olup ve bazı Bizans alt tonlarına da sahip. Altın kubbesi hemen hemen Tiflis’teki herhangi noktadan görülen katedral; manastır, okul, otel ve beş tanesi yer altında bulunan dokuz şapelden oluşan bir kompleks.

Gürcistan Ortodoks Kilisesi’nin 1.500 yıllık otosefali halini kutlamak ve İsa’nın doğumundan 2000. yılını anmak için 1989’da yeni bir katedral inşa etme fikri olarak ortaya çıkmış. Mayıs 1989‘da, Gürcü Ortodoks Patrikliği ve Tiflis yetkilileri, “Kutsal Üçlü Katedrali” projesi için uluslararası bir yarışma başlatmış. Yarışmanın ilk bölümünde yüzün üzerinde proje teslim edildiğinden kazananı bir türlü seçememişler; sonunda mimar Archil Mindiashvili’nin tasarımını kazanmış.



Gürcistan’da yıllarca süren huzursuzluk, bu görkemli planı 6 yıl ertelemiş ve temeli ancak 23 Kasım 1995’te atılmış. Kilisenin inşası “Gürcistan ulusal ve ruhsal canlanmasının sembolü” olarak ilan edilmiş ve çoğunlukla işadamlarının ve vatandaşın anonim bağışlarıyla finanse edilmiş. 23 Kasım 2004 tarihinde, St. George Günü’nde, katedral Georgia Ilia II‘nin Katolikos Patriği ve dünyanın diğer Ortodoks Kiliselerinin üst düzey temsilcileri tarafından kutsanmış. Törene Gürcistan’daki diğer dini ve siyasi liderleri de katılmış.
Bonus: Otosefal (Yunanca’da kendi kendini tanımlayan şey için autos = kendi ve kephale = baş kelimelerinden oluşan bir kelime), Ortodoksluk’ta kendilerine ait bir baş tarafından yönetilen ve kendi kendilerine başpiskopos/metropolit tayin eden Ortodoks Kiliseleri’ne ve Eski Doğu Kiliseleri’ne verilen addır. Ortodoks kiliselerin çoğu bu gruba dahildir. Otosefal kiliseler bağımsız ve otonomdurlar, yani tamamen hürdürler. Başka bir patriğin, metropolitin, başpiskoposun veya başka bir ülkenin sinodunun emri altında olmadıkları gibi başlarını kendileri belirlerler.
AGMASHENEBELI CADDESI
Kura Nehri’ne paralel uzanan bu cadde kentin en işlek ticari merkezleriden biri. Bu cadde üstünde çokça Türk esnaf var bu yüzden Türk caddesi olarak da anılıyor. Rustaveli gibi burada da alışveriş ve yeme-içme için çok fazla seçenek var. Klasik bir şekilde yenilenen Agmashanebeli Caddesi ve devamındaki Marjanishvili Caddesi‘ndeki binalar 18.-19. yüzyıldan kalmış gibi görünüyor. Her bina sanatsal bir şekilde dekore edilmiş ve farklı renklerle boyanmış. Yolun iki yanında eski klasik zamanları andıran lamba direkleri var, çöp bidonlarını bile özel tasarlamışlar:)
DOLLS MUSEUM
Tiflis seyahatinizin olmazsa olmazı eğil ama zamanınız varsa değerlendirebilirsiniz. Tiflis’teki Bebek Müzesi, 1937 yılında ünlü çocuk yazarı Tinatin Tumanishvili tarafından kurulmuş. 20. yüzyılın sonunda müze soyulmuş ve neredeyse 16 sene çalışmamış; 2008’de tekrar açılmış.

