Zugdidi, Gürcistan’ın batısında, tarihsel Megrelya bölgesinde bulunan bir kenttir. Aynı zamanda Samegrelo-Zemo Svaneti bölgesinin yönetsel merkezidir. Odişi ovasında, Çhouşi ırmağının kıyısında yer alır.

Demiryolu ve devlet yolu kentten geçmektedir. Şehir, Zugdidi Metropoliti ve Gürcü Apostolik Otosefal Ortodoks Kilisesi’nin Tsaishi Piskoposluğu’nun ikametgahı olarak da hizmet vermektedir.
Bonus: Zugdidi, 15 Temmuz’da Vlakernoba halk bayramını kutluyor. Bu günde, dünyanın her yerinden Ortodoks hacılar Zugdidi’ye akın ediyor.
Kutsal emanetin Dadiani Sarayı ve Mimarlık Müzesi deposundan çıkarılıp Iveria Kutsal Bakire Meryem Katedrali’ne getiriliyor.
Gün boyu halk kutsal emanet ile birlikte yürüyüp ona saygılarını sunuyor.
Zugdidi Tarihi
Zugdidi adının kullanımına kaynaklarda ilk kez 17. yüzyılda rastlanmaktadır. Zugdidi Megrelcede “büyük tepe” anlamına gelmektedir.
Bonus: Eski kaynaklarda aynı anlama gelen “Zubdidi” kullanımına da rastlanmaktadır. Megrelya ve Abhazya’daki Megrel köylerinde ise bu ismin kısa formu olan “Zugidi” de görülmektedir. Şehrin doğusundaki tepe şehre bu adı vermiştir. Bu tepede antik dönemden kaleler yer almaktadır.



Zugdidi, Odishi Prensliği, 1855-1857 arasında Osmanlıların egemenliği altına girdi. Rus İmparatorluğu tarafından kaldırılana kadar (1867) Mingrelia Prensliği’nin başkentiydi. Daha sonra Zugdidi, 1918 yılına kadar Kutais Valiliği’nin bir parçası olarak Zugdidi Uyezd’in bir idari merkezi ve Gürcistan Demokratik Cumhuriyeti’nin bir parçasıydı. 1930’dan itibaren Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin Zugdidi Raion’unun merkezi oldu. 1991’de sonra ise Bağımsız Gürcistan’a bağlandı.
Zugdidi Nüfusu
Zugdidi, tarih boyunca tek etnikli bir şehir olarak bilinmekteydi. Nüfusunun %98.97’si Gürcülerden oluşturmaktadır.
1950’ler ve 1970’lerde Zugdidi gelişmiş ve nüfus hızla artmıştır. Son 20 yıldaki nüfus artışı ise diğer şehirlerden gelenlerden Zugdidi’ye olan göçün sonucudur. Özellikle Abhazya’daki Rus-Gürcü Savaşı sırasında birçok etnik Megrel Zugdidi’ye göç etmek zorunda bırakılmıştır. Bu göç de nüfus artışını tetiklemiştir.
Zugdidi’de Gezilecek Yerler
Zugdidi özellikle gidip görülecek bir cazibe merkezi değil. İnsanlar Zugdidi’yi, Mestia’ya giderken yemek ve ihtiyaç molası vermek için bir durak olarak kullanıyor. Biz de Zugdidi’de yemek yemek ve biraz alışveriş yapmak için mola verdik ama hazır gelmişken de hızlı bir şehir turu yaptık:) Zugdidi civarın en büyük pazarına sahip. Eğer konaklayacağınız yer apart, ev tarzı bir yer ise yemek yapmak için her şeyin en tazesini bulabilirsiniz.

Alışverişimizi yaptığımıza göre şimdi Zugdidi’de gezilecek yerlere gelelim.
Dadiani Sarayı, Tarih ve Mimari Müzesi
Dadiani Sarayları Tarihi ve Mimari Müzesi, Blachernae Meryem Ana Kilise ve Zugdidi Botanik bahçesinin de dahil olduğu bir müze kompleksi.
19. yüzyılda inşa edilen Dadiani Sarayı, Samegrelo Prensliği’nin son yönetici ailesine ev sahipliği yapıyordu.
Kompleks, Samegrelo’lu Ekaterine Dadiani’nin sarayı aynı zamanda konut ve manastır görevi görüyordu. Günümüzde saray müze olarak faaliyet göstermekte ve ziyarete açıktır. Sarayın bahçesi ise Zugdidi Botanik Bahçesidir. Botanik bahçesinde çimenden farklı sadece bir ağaç bulunuyor:)




Antik şehir Nokalakevi’nin arkeolojik kalıntılarından oluşan ilk sergi Megrel Prensi David Dadiani tarafından hazırlanmış ve ilk kez 1840 yılında sergilenmiş. Gürcistan Tagiloni’deki hazine kalıntıları, ana tanrının kutsal kıyafeti, kraliçe Bordokhan’ın simgesi, kraliçe Tamar’ın simgesi, 13 ve 14. yüzyıldan kalma el yazmaları ve minyatürler, Dadiani hanedanının anıt kalıntıları ve David Dadiani’nin kızının eşi Prens Achille Murat tarafından saraya getirilen Fransa İmparatoru Napolyon Bonapart’ın bazı eşyaları şaray içinde sergileniyor.
Bonus: Prens Achille Murat, Napolyon’un kız kardeşi Carolina’nın ve Birinci Fransız İmparatorluğu döneminde Napoli Kralı olarak atanan Napolyon’un eniştesi Joachim Murat’ın en büyük oğludur.
Babası tahttan indirilip kendi tebaası tarafından idam edildikten sonra Achille Murat, kardeşleri ve annesiyle birlikte Avusturya’ya sürgüne gönderildi.
Achille Murat (üniforma içinde ayakta), annesi Prenses Carolina, erkek ve kız kardeşleriyle birlikte.


Saray, 1 Mayıs 1921’de Gürcü etnograf ve jeolog Akaki Chanturia’nın girişimi ile tamamen müze haline getirildi. Müze içinde fotoğraf çekmek yasak olduğundan sizlerle detaylı fotoğraflar paylaşamıyorum.



Acıktık mı? Eveeet:)
Yemek için Diaroni‘yi seçtik.Hem dekorasyonu hem lezzeti tam not aldı. Duvarların tuğla kaplı olması ve ışıklandırmanın sarı sıcak olması kendimizi şarap mahzenindeymişiz gibi hissettirdi. Tabaklar gelenkesel Gürcü yemekleriyle, kadehler ise Saparevi ile doldu. Afiyet oldu:)


Daha sonra mı ne yaptık? Mestia için kemerlerimizi bağlayıp yola koyulduk. Zugdidi – Mestia arasında gözümüze bayram etti. Çok güzelsin Dünya:)





Bir sonraki durak olan Mestia’da görüşmek üzere…
